koreaweek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ocak 2017 Pazartesi

Kore Gaziler Dernegi Yemeği

Merhaba arkadaslar,

Yemekten henüz donmusken yazmak istedim. Bu aksam muharip gaziler derneğinin Kore Gazileri Yemeği vardı. Kore gazisi torunları için Harbiye Ordu evinde düzenlenen bu yemeğe annem, kiz kardeşim ve ben katıldım.


İş yerinden ciktigimd gibi kendimi orada buldum. Sirkeci dernek başkanı Ahmet beyi gördüğüm gibi annemlerin yerine doğru beni yönlendirdi. Etrafımız da Koreli ve Türk askerleri ile çok huzurlu ve gercekten harika ötesi bir yemekti.

 Etrafımızda Koreli sevimli minnak çocuklar da vardı.

Boyle guzel bir gün yaşamak beni mutlu etti. Hele ki bu gunlerde en çok ihtiyacımız olan şeydi. Atamizin huzurunda dedelerimizin anılarıyla dolduk.

Kore gazisi dedemiz ile aynı sofrada olmak da ayri bir onurdu. Zaten bir çok dedemiz ile tanıştığımız için artik bir aile olduk. Fakat bu yemekte bizim gibi kore gazisi torunlarıyla da tanışmış olduk.

 Kız kardeşim de yemek sayesinde Kore ile daha yakın artik çünkü benim gibi bir anlata sahipken pekte uzak kalması mümkün olmadi.



 Biricik dedelerimiz.

 Dedem için hazırlanan müthiş ötesi hediye. Hepimizi çok duygulandiran bu hediye ve Yemek için gercekten çok mutlu olduk.
Dedelerimiz ile bolca sarildik hasret giderdik.
Yemekte Can bey ile de görüşmüş olduk. Sanirim gercekten artik Kore ile gercekten aile oldum. Herkes birbirini tanıyor ve görür görmez gözlerimiz ışıldıyor.
Gerçekten bu gece için Kore Atesesine ve Kore Gaziler Dernegi ne çok çok çok teşekkür ederim 
Koreli aileme çok çok çok teşekkür ederim......
Dedem adına müteşekkiriz...

8 Ocak 2017 Pazar

같이 가자 SERİSİ KORE'YE YOLCULUK 20 Ekim Myeong-dong yolları taştan part 1

Merhaba gezgin ruhlar bu gün yazımda Kor'ye ayak bastıktan sonra yaşadıklarımdan bahsediceğim.
Şimdi ilk düşünce şu oluyor. 'Kore'ye geldik eeee peki ya şimdi?' O kadar çok şey yapmak istiyorsunuz ki ama gözünüzde o kadar uzun bir  süre gibi görünen zamanın aslında ne kadar kısa bir dilim olduğunu fark ediyorsunuz. Mesela ben 3 gün uyumamayı tercih ettim yine de yetti mi ? NO,
Nien, 아니요 Yetmedi....


Kore ye varış sürem o kadar uzundu ki; bir ara gerçekten indiğimde ölü gibi bir yer de yığılıp kalacağımı düşünmüştüm. Önce ki deneyimlerim den hatırladıklarım hep o şekilde malesef..

DİP NOT: Bakınız Amerika'ya gidişim Chicago' ya vardğımda enerji patlamam vardı üstelik o kadar saat hiç uyumamama rağmen. Fakat akşam bavulların üzerine ölmüşüm ... Müşüm çünkü ben hatırlamıyorum arkadaşım ceset gibi taşımış beni hahahaha :D

Neyse Kore'ye dönelim. Geçen yazımda size Kore'ye olan uçak yolculuğundan bahsetmiştim. Bu yazı da da Akşam evimizde iyice dinlendikten sonra ilk maceramıza nasıl atıldığımızı anlatıcam. 

Odalarımıza yerleştikten sonra çok güzel huzurlu bir uyku uyudum Tuhaf ama yerimi yadırgamayı boş verin yatağı yanımda götürmeye kararlıydım Kore'den. 
Sabah ilk iş Jimmy'den öğrendiğimiz metro durağını sorarak bulma işlemi oldu. 
Evden çıktık ve ilk yapacğımız şey tabi ki kahvaltı oldu. Paris Baguette evimizin alt katında olduğu için tek dostumuz güzel insanlar kendileri....
Kırmızı fasulyeli tatlı tuzlu karmaşık duyular yaşatan adını koyamadığım şey. Ve sevimli kahvem Mustafa'dan alıştığım Americanomm...
PARA NASIL BOZDURURUM?
Tabi elmizde Won olmadığı içim metrodan önce bankaya gittik ve biraz dolar bozdurduk. Sıra numarası alırken güvenlik görevlisi çok şekerdi çok da komikti panikledi falan ama çaktırmadı. Daha tuhafı bankalar sanki banka gibi değil bildiğin komşu teyzeye ziyarete gelmiş gibi hissediyorsunuz.
Numara sistemi ilerliyor ama bizim gibi cam arkasında işlem olmuyor bildiğiniz banka çalışanları ile karşılıklı oturuyorsunuz ve her şeyi gözünüzün önünde yapıyorlar. Gözünü dahi görmediğiniz tuhaf canından bezmiş kişiler olmuyor karşınızda. Mesela çocuklu bir çift sırada bekliyordu güvenlik görevlisi kendi yetkisiyle sırası gelmediği halde çocukları olduğu için onlara öncelik verdi. Ek bir masayı devreye soktular. Bizimde kalabalık olduğumuz ve turist olduğumuz için. Güvenlik evreye girdi bankacı ile konuştu ve bizim işlemleri topluca yaptırdı. Her adımı tek tek gösterdi bak kur bu kadar sen bu kadar para verdin ve bu kadar kişi bölüşceksiniz. Yani bizim yerimize de o düşündü. İlk tavsiyem mümkünse paralarınızı banka yerine döviz bürolarında bozdurun. Bankalarda küçük meblağlarda sıkıntı olmaz ama büyük bozdurmalar da ciddi kayıplar oluyor. 
Bizler daha sonra ki deneyimlerimiz doğrultusunda exchange bürolarını tercih ettik.



Komedik Hopidik Macera 1:

Paralar bozduruldu ve yola çıkıldı tabi ki ilk hedefimiz metro Jimmy'nin bahsettiği kısıma kadar öz güven ile geldik ve trafik ışığının altında kaldık nereye gidecek bu ekip yahu?
O sırada nur içinde parlayan Ajummaları gördük ve korece metro nerede demem gerektiğini ingilizce olarak sorduğumda fark ettim. Ajummlar çok tatlılardı ama tabi hiç bir şey anlamadılar. 
Daha sonra Tömer temel 1 dersine dönüş yaptım. Nasıl soruyordukkkkk yahuuu...
Tatammm hatırladım tabi sonunda. 
Subway 어디에 있니요? neeeee Subway mi...
Tabi bir kelime yüzünden yüzüme sevimli ve anlamaz bakışlar sergilediler... Royssss yetişşşş ölüyorumm. Metro korece neydi kiiiiii?
Roys ile bakışmalar ve kurtarıcı Roys 지하철 diye bağırdı bulduk...
Hemen mutlu gözlerle Ajummalara döndük ve müthiş soruyu sorduk.
----Ajummaaaaaa 지하철은 어디에 있니요?
Ajummalarr aaa uuuu diyip anladıkları belli ettiler ve tarif etmeye çalıştılar açıkcası Tömer'in en büyük faydasını Korelilerle konuşmaktan çok onlardan cevap alırken fark ettim. 
Çok net demek istediklerini anlıyordum. Mutluluk ile saçma sapan gülümseyip durmuşumdur sanırım.
Daha sonra ışıka bekleyen daha gösterisli bir ajumma bize döndü ve evet ben de oraya gidiyorum size yardımcı olayım dedi. Beni takip edin dedi.
따라와요yu duyunca da bir hoş olup ajummayı tekip etmeye basladık. 

Evet şimdi devam edelim.
Biz Pyeogchon da kalıyoruz bu yüzden Line 4 ile heryere tek araç ile gidebilme şansına sahipiz tamam belki 40 dakikayı gözden çıkarmak gerekiyor ama İstanbul'da nereye gitsek bu zamandan daha falan almıyor mu zaten?
Line 4 yani bu blue line olarak geçiyor zaten metro içinde harika şekilde bunlar gösteriliyor. Tabi Metroya gitmeden önce Korelilerin kullandığı Akbil'e para yüklemek gerekiyor bunların kullanımı oldukça basit aynı zamanda ingilizce seçenekleri de var ayrıca güvenlikler size yardım da ediyorlar. 
Biz kendimiz başarılı olarak hallettik. Kore Turizm Organizasyon İstanbul ofisiı bizlere bu kartlardan hediye ettiği için kart aramak zorunda da kalmadık.

Her sene bu kartlarda farklı konseptler deneniyor bizde de Ksmile sloganı var normalde:D Bu kart Tuğba'nın önceden kullandığı kart olduğu için hatırasını yaşatmak adına bu kartı kullandım ben tabi acil durum amaçlı diğer kartı da yanıma yedek aldım.

Bu arada önemli Not 
Bazı hatların numaraları ile çıkış kapı numaraları aynı olabiliyor yani size küçük bir öneri eğer dışarı çıkış arıyorsanız sarı tabelaları takip edin yani 6 nolu çıkış 8 nolu çıkış 5 nolu çıkış kapısını arıyorsanız sarı renkli tabelalar doğru olanları. Şahsen biz çıkış değil de metro girişini ararken fark etmeden çıkışa gittiğimizi anlayınca.. Sessizce çaktırmadan geri döndük gülümseyerek güvenliğe belli etmeden metro girişinden geçtik. Ama iyi de güldük.

Tamamdır. Gülmek yok daha fazla devam yolumuza...İlk hedef Myeongdong. Bindiğimiz duraktan Myeong dong yaklaşık olarak 39 dakika olarak gösterilmiş olduğu için durak listesinden bir yer bulduk ve oturduk.  Aktarmasız direk gidebildiğimiz içice hiç sıkıntı olmadı. 



 Ve Myeong dong'a merhaba Diyin....
Her yer sınırsız ucu bucağı görünmeyen alış veriş dükkanları ile dolu...

Myeong dong ve gün boyu neler yaptığımızı 2. part da yazacağım. Çünkü ilk gün nedeniyle harika maceralar yaşadık bu daha başlangıç. Dırırırırımm Nasıl kaybolduk neler yaptık nereye gidecekler.... 2. Partı bekleyin :D

Yol maceram için de buraya bir tık....




Sevgiler Saygılar....





2 Aralık 2016 Cuma

같이 가자 SERİSİ KORE'YE YOLCULUK 18-19 Ekim Yolculuk



Evet şimdi nasıl başlasam diye düşünüp duruyorum. Kafamda binlerce cümle kavga ediyor ilk beni yazacak hayır beni yazacak diye... Ben de hiçbirini diğerinden ayıramadığım için sanırım hepsini yazacağıma söz verdim sırasını belirtmeden... Biliyorsunuz ben de sonunda Kore'ye gittim 2 kere konsolosluk ve kültür merkezinin yarışmalarında derece alıp Kore gezisi kazandım fakat okulda tez yazım ve işe başlama dönemlerime denk geldiği için üzülerek içim yanarak gidemedim. Demek ki bu zamana kısmetmiş diyelim. Secret diyelim bu şekil olması gerekiyormuş diyelim...


Uçuşumuz uzun ve aktarmalı olacağı için lafın kısası sancılı geçicekti. Ama ben ilk uçuşunu Amerika'ya üstelik yine aktarmalı yapmış biri olarak neyseee tarzında kabullendim sonuçta yanlız da değilim bir sürü  dost var yanımda...




İlk olarak gelen sorular doğrultusunda yazacağım bazı şeyler var.
Uçak biletini Emirates hava yollarından aldık direk kendi sitesinden aldık bir çok site araştırdık fakat 7 bilet birden alacağımız için ve satın alımları farklı zamanlarda yapacağımız için kendi sitesini tercih ettik. Biletleri 2 ya da 3 ay öncesinden aldık ve dubai aktarmalı aldık. Gidiş geliş 600$ civarıydı...



Uçuş boyunca yemek hizmeti harikaydı. Aralıksız yemek ve içecek verdiler bu konuda benim gönlümü çaldılar. Kore yemeklerini ilk uçak itibaren alabiliyorsunuz.

İsterseniz kimchi (Kore geleneksek lahana turşusu) deneyebilirsiniz.


Kore biber salçasını bibimbapınıza ekleyebilirsiniz.




Meyvesi tatlısı her haliyle yemekler beni mutlu etti. En büyük sıkıntım hiperaktivitem yerimde durmak bana uzun uçuşlarda çok zor geliyor. Amerika'ya giderken Aslı uyumuş ben delirmiş etrafa salça olmuştum. Avrupa turumda uyuyan herkesi en az 1 kere trollemişimdir. Uyuyamıyorum ve kim varsa onunla uğraşıyorum. Ayrıca benim fikrimce aktarma sonrası Uçak aynı zamanda Korean Airlines'ın uçuşuyla birleştirildiği için de daha fazla ilgi göstrilmiş olabilir. Çünkü Dubai'ye giderken arkamda oturan arap arkadaş ha bire benim koltuğumu salladı en sonun da delirince yemek yeme aparatı nedeniyle öyle yaptığını söyledi. 

Sakinleştim ve adama 'Nasıl açmaya çalışıyorsunuz acaba çünkü ben hariç kimse bu uçakta türbülansa girmiyor nedense' dedim. 
Adam bildiğin şiddetle açmaya çalıştı. 
Sakince yemek aparatını otomatik açan yeri gösterdim ve gülümsedim. Lütfen bunu kullanın dedim.
Adam yol boyunca beni rahatsız etmek için baka yollar da buldu. 

En son tam uyuyorum galiba dedim Derin ve yüksek bir dua sesi bir de kulaklık var dalmak üzereyim kulaklık düşmüş kulağıma arapca dualar çalınıyor. Hopladım yerimden korkuyla ne oluyor ahanda düşüyoruz duaya başladı herkes dedim.  Bir de baktım adamın telefonunun alarm sesi mi uyarı sesi mi ne :S Herkes ürperdi tabi han gülesim de geldi ama korkudan içime sindim bir şey derler diye :D


Heyse öyle böyle indik ve sağlık kontrolünden geçip Incheon Hava alanıa giriş yaptık bavullarımıza gitmeden ülkeye giriş yapmamız lazım malum. O bölgeye gitmek için hava alanı arası trenleri kullandık. Sonra kontrol bölgesine gittik. Türk olduğumuz için otomatik vize veriyorlar. Ama sizlerle komik bir olay paylaşayım hemen.,.

*Ülkeye giriş iznin veren abi bana baktı ve ingilizce olarak adın gerçekten Cansu mu dedi. Evet tabi ki de dedim. Annen ya da baban Türk mı Koreli dedi. Yoooo hepsi Türk dedim ama adın Cansu dedi. Ordan karşısındaki yanındaki arkadaşlarına bağırıp Korece adı Cansu'ymuş dedi. Türk dedi. Tabi biz şaşırdık sırada bekleyenler de ne oluyor diye şaşırdı. Malum benim adım Kore de de kullanılan bir isim. CANSU=> 잔수 tabi espriye vurdum dedem Kore gazisi olduğu için sanırım annemlere bu isimi önermiş olabilir. Zuhahahahahha

Adamlar sevindi mutlu oldu ben de koptum:D Karşılıklı gülümsemeler gülüşmeler ile oradan geçtik. Normalde hiç bir ülkeye girişte bu kadar gülmemiştim :D
Bavullarımızı aldık ve çıkışa yöneldik ev sahibimizle konuştuğumuzdan özel bir taksi bizi almaya gelecekti Kenan'ın adını verdik fakat çıktığımızda kimse yok tatatatadammm ....
Yürüyerek ilerledik belki diğer çıkıştadır diye ama tam o sırada şoför bizi buldu tam da bizi anons ettirmek üzereymiş:D Ne de güzel heyecan yaşayacaktık aslında....  Adam çok tatlıydı çok nazikti ya hemen bavullarımıza el attı bizi aracın olduğu yere kadar getirdi ve beklememizi söyledi.
Çok harika koca bir araç geldi. Taksinin içi aynen bu şekildeydi. Kpop eşliğinde disko ortamı biz Incheon'dan Anyang'a gitmemiz gerekiyordu. Kaldığımız eve vardık ev sahimiz evde karşıladı bizi çok sevimli birisiydi o desidanda 3 dairesi olab abimiz 3 evi de birebir aynı dekore etmiş aşşağıya evimizi de koyucağım.







Eminim çoğunuz Man Came From Stars izlemiştir. Bizde onu andık ve soluğu Beer and Chicken restaurantında aldık. Başka komik bir rastlantıya gelecek olursak. Bu restaurantın masaları Turkiyedeki gümrükten alınmış tahta parçalarıyla yapılmıştı yani her yerde Türkiye damgası vardı...Sanırım evrenin sinyali bunlar....
Tabi ki de sizin de olduğu gibi bizim de favorimiz tavuk ve bira
Diziyi hala izlemeyenler varsa mutlaka izlesin çünkü kadın harika ötesi....
Biz çok eğlendik siz de umarım diğer video ve yazılarım ile benim kadar eğlenirsiniz.


Kaldığımız yer tercihimiz Jimmy Guesthouse'du  Seoul Anyang  bölgesindeydi evimiz ama merto duraklarına merkeze heryere çok yakındı. Ayrıca kullandığımız hat ile her yere gerçekten aktarmasız ulaşabiliyorduk.  

 Evde sinema sistemi internet her şey vardı birde ek olarak vınn tarzı şeyler aldık. Egg diyorlar adına da.


 Evde bilgisayardan tut tüm gerekli ihtiyaçlar düşünülmüştü. Bu Koreliler bir harika dostum....
Sırf bu sayede laptop bile taşımadım.

Bizim odamızda kendimize ait wc olması da ayrı bir mutlu etti beni :D Gerçi aylarda hostellerde kalmış biriyim ben yani çok da sıkıntı değildi :D Sizi odayla ve larva artı kuzularımızla baş başa bırakıyorum :D